1- EVLENME :
Evlenme adetleri yöremizdeki köyler arasında ufak tefek farklılıklar göstermekle beraber, hepsini birarada incelemek mümkündür.
Delikanlıyı evine daha bağlı hale getirmek, akrabalıkla gücünü artırmak, soyunu devam ettirmek ve sülalelerini genişletmek amacıyla aileler çocuklarını evlendirmeye karar verirler. Evlilikler önceleri 15-16 yaşlarında yapılırken günümüzde 22-23 yaş, yani askerlik sonrası yapılmaktadır.
Evlenme usulü olarak “görücü usulü” eskiden olduğu gibi şimdi de yaygın bir “kız isteme” şeklidir. Evlenecek kız ile erkeğin anlaşması suretiyle de evlilikler yapılmaktadır. Zaman zaman kız ile erkek aileleri anlaşamadığı için veya öyle tahmin edildiği için, gençlerimiz işi kolay yoldan , yani “kaçma” tabir edilen şekilde de evlilik yapmaktadırlar. Yeni bir gelenek olarak her iki durumda (evlenme ve kaçma) düğün merasimi yapılmaktadır.
Akraba evliliği halen yaygın bir evlilik şeklidir.
Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi eskiden “Başlık parası” alma usulü vardı ve parayı alan baba bunu, kızına çeyiz almak için kullanırdı. Günümüzde “başlık parası” tamamen ortadan kalkmış, bunun yerini kız istenip söz kesilirken, belli bir miktar ziynet eşyası (altın) isteme adeti almıştır. Düğünden önce, istenilen miktarda altının, gelin olacak kıza takılması gereklidir. Ayrıca düğünde de gelin kıza bilezik, altın kordon, küpe , yüzük ve saat gibi ziynet eşyası takma usulü yaygındır. Fakir olsun, zengin olsun bu usul uygulanır. Yeni evlilerin eşyaları karşılıklı orak müştereken alınır. Mutfak ve yatak odasını kız tarafı, diğerlerini erkek tarafı alır.
Çevremizde eskiden yaygın olan “iki evlilik” tarzına az da olsa rastlanmaktadır. Uygulanmada durum şöyledir. Koca, resmi nikahlı eş dışında başka bir kadınla imam nikahıyla evlenmektedir. İkinci kadına birincinin kuması denir. Kocanın otoritesine göre kadınlar aynı evde oturabilir. Bu tür evlilikler genellikle yüksek kesimlerde ve yurtdışında yaşayanlarda (çalışanlarda) görülür.
2- KIZ GÖRME – SÖZ KESME
Yöremizde evlenme çağına (16-22) gelen delikanlı için kız aramaya çıkılır. Her ailenin kendine has ölçüleri kıstasları vardır. Ve bu ölçülere uyan aile kızları tespit edilir veya delikanlı hoşuna giden bir kızı istemeleri için ailelerine bildirirler. Aile büyükleri isteyecekleri kızı tesbit ettikten sonra birgün öncesinden kızın ailesine ziyarete gelmek istediklerini bildirirler. Teklif kabul edilirse ertesi gün akşamdan sonra ziyaret yapılır. Buna “görücü (ye) gitme” denir. O gece gelin adayı misafirlere bizzat hizmet eder. Misafirlerin yanında oturur ve görücü gidenler tarafından konuşmaya mecbur edilerek bütün davranışları tetkik edilir. Aile büyükleri arasında sohbetler yapılır. (eskiden görücüye gidilince kızları göstermezler imiş)
Görücü gidenler kızı beğenirlerse, kızın akrabalarından birine, kızı beğendiklerini ve istemeye niyetli olduklarını söylerler ve kızın ailesine talebin iletilmesini isterler. Kız akrabası durumu kızın ailesine aktarır ve aldığı cevaba göre erkek tarafını haberdar eder. Cevap olumluysa kız istenmeye gidilir. Cevap olumsuz ise mazeretlerle erkek tarafına durum bildirilir.
Kız istemek için erkeğin babası, babası yoksa dayısı veya amcası ve çevrede hatırı sayılır birkaç kişi akşamdan kız evine giderler. Bu durum daha önceden kız tarafına bildirilir ve randevu talep edilir. Erkeğin aile büyüklerinden birisi kız babasından veya aile büyüklerinden ALLAH ’ın emri ile kızı ister. Nadiren de olsa bazı aileler kızının küçük olduğu gibi mazeretlerle kibarca reddederler. Ama kız resmen istenmeye gidildiğinde sonuç bellidir. Kimi aileler “hop demeden hoplanmaz” gibi deyimler kullanılır. Yani kendini naza çekerler. Kimi aileler “biraz düşünelim” diyerek zaman isterler. Bu kesin olarak red anlamına gelmemektedir. Kimi aileler ise kısmetse olur gibi olumlu cevaplar verirler.
Bu safhadan sonra kız ailesinin uygun göreceği bir akşam söz kesmeye gidilir. Söz kesmeden önce kız tarafı neler istediğini erkek tarafı neler yapabileceğini belirtir. Alınacak ziynet eşyası, mobilya, kızın evden çıkartılması, eve girme, dere geçme bağşişi, güvey asma eğlencesi, kızın yakın akrabalarına alınacak yolluk (ayakkabı, giyecek esyası) miktarı kararlaştırılır. Eğer kız ile erkek ayrı köylerden ise kızın köyü için verilecek koç bağışı (şişlik) konuşulur. Düğün tarihi yaklaşık olarak tesbit edilir ve anlaşma sağlanınca çay, şerbet gibi ikramlar yapılır. Kızın nüfus kağıdı süslenip kırmızı kurdela ile bağlanarak erkek tarafına verilir. Nüfus kağıdını alan kişi, kimliği getirene bir miktar bağşiş verir. Böylece ilk akrabalık temelleri atılır.
3- NİŞAN :
Kız ve erkek tarafı tesbit ettikleri bir günde nişan yapmak üzere hazırlık yaparlar. Erkek tarafı maddi imkanlarının izin verdiği ölçüde kızın giyeceğini ve takacağı yüzük-bilezik-küpe-saat gibi şeyleri alır. Misafirlere yapacağı ikram için şerbet, pasta, büskivi, tatlı ve limonata gibi şeyler hazırlanır. Her iki tarafın yakınları nişan için belirlenen bir yerde toplanarak çalgı eşliğinde eğlenirler. Erkek tarafından bir kişi ziynet eşyası takılması için niaşanlıları nişan merasimi yapılan alanın ortasına getirir ve her iki tarafın akrabalarını davet eder ve takılarını takmalarına yardım ederdi.
Nişan ve düğün arasında dini bayramlar olursa, erkek tarafı kız tarafına hediyeler goturur.
Önceleri düğüne kadar kız ve erkeğin birbirleriyle gezmesi ve konuşması yadırganıyordu. Ama şimdilerde bu durum değişti. Erkek kız evine yatıya dahi gidebiliyor, birbirlerine imece bile yapabilmekteler.
4- DÜĞÜN :
Düğün tarafların mali imkanları veya soy asaletleri nispetinde şaşaalı veya mütavazi geçer. Düğünlerde genellikle kemençe, Davul-Zurna ve saz çalınmaktadır.
Eskiden erkek evi tavuk, kız evi ise baklava göndererek birbirlerini düğüne çağırırlardı. Düğüne davet için her mahalleye ikişer çocuk gönderilir, “Falancanın selamı var. Düğüne buyrun” diyerek kapı kapı gezer köyü düğüne davet ederdi. Çağrılan aileler; çocuklara fındık, yumurta, para gibi bahşişler verirlerdi. Şimdi ise düğün için davetiye bastırılıp düğünden 10-15 gün önce dostlara dağıtılır. Uzakta olanlara telefonla durum bildirilir.
Eskiden düğünler Salı günü başlar ve o gün öyleyin erkek evi komşularıyla beraber kız evine “sini” denilen grup ile yemek ve yakacak götürür, yemek yenir , çay içilir ve sohbet edildikten sonra evlerine dönülürdü. Salı akşamı kızın arkadaşları kız evinde, erkeğin arkadaşları erkek evinde toplanıp eğlenirlerdi. Bu eğlenceye “komşu gecesi” denirdi.
5- GÜVEĞİ ASMA (KINA GECESİ)
Kına gecesi yapılan gece gelinin ağabeyi, kardeşi, yakın akraba ve komşuları 8-10 kişilik bir grup olarak damat evine gider. Yemek ve her türlü masrafa damat tarafından karşılanır. Damat evine giden gruba, damat’ın arkadaşlarından birkaç kişi katılır. Birlikte yemekler yenilir ve eğlenilir. Bir iki saat sonra diğer odada bulunan çağrılır. Bir uslu (aklı başında, sözü dinlenir, orta yaşlı kişi) ile geri alınmak üzere misafirlere emanet edilir. Evi ocak ateşi yakılarak, damat yanına oturtulur. Damadın iki yanı duvar, bir tarafı ateş diğer tarafta da misafirler vardır. Ateş yandıkça damat iyice kızarır, terler ve bırakılması için misafirlere yalvarır. Yalvardıkça ateş artırılır. Damadın bu haline kahkahalarla gülünür ve bahşiş alınarak damat serbest bırakılır. Damat masaya alınarak eğlenceye devam edilir. Gecenin ilerleyen saatlerinde misafirler evlerine geri dönerler.
Bazen damat ateş yerine, evde “aşana” denilen yerin tavanında bulunan yayık asma yerindeki ipe ayaklarından asılır. Ayakları bağlı iken yerden yavaş yavaş yükseltilir. Kurtarma bedeli olan bahşişi vermesiyle bu olay sona erer.